Hiç düşündünüz mü; ya kendimizle ilgili bize anlatılan hikâyeler gerçekliğimiz hâline gelmişse ve biz, bize ait olmayan hikâyeleri yaşıyorsak? Çocuk bedenimizde kendi hikâyelerimizi yazacak gücü bulamamış olabiliriz. O zamanlar başkalarının bizim hakkımızda söylediklerini sorgulayacak, bize verilen rollere karşı çıkacak ya da yaşadıklarımıza başka anlamlar verecek imkânlarımız sınırlıydı. Ancak yetişkinlik hayatımızda kendi hikâyemize yeniden bakabilecek becerilere sahibiz.
Zorlayıcı duyguların anlaşılması ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin dengelenmesi, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir süreçtir. İçsel dünyamızı fark etmek; hem kendimize hem de ilişkilerimize daha bütüncül bir yerden bakabilmemize katkı sağlar.
Çalışmalarımda bilişsel davranışçı, çözüm odaklı, kabul ve adanmışlık (ACT) ve sistemik yaklaşımların kuramsal çerçevelerinden yararlanarak içerikler geliştiriyorum. 2024 yılından itibaren EFTA onaylı Sistemik Psikoterapi ve Süpervizyon eğitimine devam etmekteyim.


